o şapkalı yönetmen benim

Acısı saklı yaralarımın, kabuk bağlamış heveslerine, geçirdi tırnaklarını yine hayat. Kanatarak, acıtarak, anımsatarak.

Ortalık güllük gülistanlık sanki, ora açık… bura açık, açık hava sineması cekiyoruz mübarek. Muhabbet ise, bizden geçtiğinin farkında, salona terliksiz oturmuş bayramlık misafir gibi. ‘Daha daha nassınız?’ Zaten başımda patlıyor. Sol gözümden giriyor sancısı.

Text’e odaklanın millet! … Aman… han’fendiler bey’fendiler işte. Set…, Gündüz Dış…, Sahne 4…, İnsanlığın lüzumu yok, 1-2 arveles geçer şu baş ağrısı da… ya bu gönül yarası n’olacak.

Beklesem…Beklemek’se zaman… Zamansam… Zaman’sa ilaç. “Bir bardak soğuk su getir bana kızım” demlemeden ve lebdemeden yutuveriyim aç karna ve yuvarladım o küçük parlak şeyi aşağıya. Evet işimize dönelim, şimdi sahnedeyim, 10 dk ya tesir eder bu meret.

Herkes rolüne girdimi, 1/1.000.000 ölçekli karakter haritasının, fırtınaları denize paralel kadrajının, sıcak ve kurak geçmişinin, hasret duyulan parçalı bulutlu iklimlerindeymiş gibi davranmanın lüzumuda yok.

‘SAHNE’. Şu sarı tabelanın köşesinden, bi’yerden koşan kırmızı üniformalı çocuklar… kaldırımdan havalanan tüm mavi kanatlı kuşlar… şehr-i gökdelenlerin arasından doğan yeşil bir güneş,

‘MOTOR’ la birlikte, arka plan egsoz tüttüren, Rabarbacı lüküs otomobiller, ağır çekim diğer franbuaz hayal meyal silüetler, yağmur sonrasının bozuk asfalt yollarında birikmiş suyun cam gibi aksi… Vurdumu rejimin monitörüne, hemen ardından 8cm stiletto topuk sesleriyle beyaz yakalılarım koşar ordan oraya, duyamam belki ama hissedebilirim gerçek saf gecikmeleri, lensim yettiğincede ağzı yüzü lolipop yapışığı olmuş çocuk sevinçleri katarım araya, olur sana 100 numero Sekans işte, zaten cebim şeker fındık fıstık jelatini janjanlı hikayeler doludur, senaryoyla akar gider ‘earth song’ un 3.17 saniyesi, tam o anda çığlıklarımızı yerküreye, çilekli süt kokularına karışmış ekibimle bir yürekten ulaştırırız, utanmasız, utancımız, hırslarımız.

Kestim…STOP… Sahne kapanışa yakın… ‘Şaryocu’ dedim ‘ağırdan çek’. Yükselttim ve kıstım zoomunu kameramın pencereleri nokta oluncaya dek, uzaklaştım gündüz dış sahnemden, müzikte düştü yavaştan, üstüne bir flashback? Allah Allah… tadından yenmez, cuk oturdu yakın plan çekim, bu mavi kanatlı kuşların tüylerine değen hafif nemli melteme. Bide yağmur yağsa ne güzel olurdu bunun üstüne dedim… Yağdı valla!

Kimse ıslanmak istemedi de benimle. Mecbur çektim kapişonu morcukmuş umutlarımı garajıma ve iki çizgi arasına nizami parkettim çocuk telaşlarımı bende.

#earthsong #michaeljackson #director #text #rabarba #sekans #saryo #flashback #motor #sahne #benimgagoriköykülerim

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s